Tutuklama
Tutukluluk İncelemesi ve Azami Tutukluluk Süreleri
Tutukluluk, bir kere verilip unutulan bir karar değildir. Kanun hem belirli aralıklarla yeniden bakılmasını hem de en fazla ne kadar sürebileceğini yazmıştır. Bu yazı otuz günlük incelemenin nasıl işlediğini, azami süreleri ve "devamına" kararının nasıl denetleneceğini anlatıyor.
Kısa cevap
Soruşturma evresinde tutukluluk, en geç otuzar günlük süreler itibarıyla ve savcının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından incelenir; karar, şüpheli veya müdafii dinlenerek verilir (CMK m. 108/1). Aynı süre içinde şüpheli de inceleme isteyebilir (m. 108/2). Kovuşturmada mahkeme her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da bu süre içinde kendiliğinden karar verir (m. 108/3). Azami süreler ise CMK m. 102'de yazılıdır: ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde en çok bir yıl, giren işlerde en çok iki yıl; her ikisi de gerekçe gösterilerek uzatılabilir.
"Otuz gün" ne demek, kimse başvurmasa da işler mi?
İşler. Aile çoğu zaman "biz dilekçe vermezsek kimse bakmaz" diye düşünür; kanun bunun tersini söyler.
CMK m. 108/1 şunu emreder: soruşturma evresinde, şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla, tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hakkında karar verilir. Kararı sulh ceza hâkimi verir, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hareket eder ve m. 100 hükümlerini göz önünde bulundurur.
İki ayrıntı önemli. Süre "otuz gün" değil, en geç otuz gündür; daha erken de bakılabilir. Ve bu bir hak değil, mercii bağlayan bir yükümlülüktür. Süre geçtiği hâlde dosyada yeni bir inceleme kararı yoksa, bu tek başına dile getirilebilecek bir usul eksikliğidir.
İncelemede dinlenir miyim, yoksa evrak üzerinden mi karar verilir?
m. 108/1'in son cümlesi açıktır: karar, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle verilir. Yani soruşturmadaki otuz günlük inceleme, kural olarak tarafın sesinin duyulduğu bir incelemedir; uygulamada çoğu zaman SEGBİS üzerinden yapılır. m. 108/2 ayrıca aynı süre içinde şüphelinin de inceleme isteyebileceğini söyler. Takvimi beklemek zorunda değilsiniz.
Kovuşturma evresinde, yani iddianame kabul edilip dava açıldıktan sonra düzen değişir. m. 108/3 uyarınca hâkim veya mahkeme, tutuklu sanığın durumunu her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da yine otuz günlük süre içinde re'sen karara bağlar. Duruşmalar arası üç ay ise, bu üç ayda tutukluluğa hiç bakılmamış olmaz.
Tutukluluk en fazla ne kadar sürebilir?
Üst sınırı CMK m. 102 çizer ve ölçüt, dosyaya hangi mahkemenin bakacağıdır.
Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir (m. 102/1).
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez (m. 102/2).
Uzatma kararlarının nasıl verileceği de yazılıdır. m. 102/3: bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. Görüş alınmadan verilen bir uzatma kararı, itirazda gösterilebilecek somut bir eksikliktir.
Soruşturma evresi için ayrı bir tavan var mı?
Evet, ve pratikte en çok işe yarayan hüküm çoğu zaman budur. m. 102/4 uyarınca soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Aynı fıkra bir istisna öngörür: Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı aydır ve gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
Buradaki ayrım hayati. Soruşturma tavanı, davanın açılmasına kadar geçen süreyi sınırlar. İddianame düzenlenmeden aylarca tutuklu kalınan dosyalarda ilk bakılacak yer bu fıkradır.
"Tutukluluğun devamına" kararı nasıl denetlenir?
Devam kararının hukuki ölçütü CMK m. 101/2'dedir ve bu fıkra sadece tutuklamayı değil, tutukluluğun devamına veya bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararları da kapsar. Bu kararlarda dört şeyin, deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekir: kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı.
Savunmanın işi, bu dört başlığa geçen otuz günde ne değiştiğini yazmaktır. Devam kararı ilk karardan farklı bir şeydir; ilk karar dosyanın başlangıcına, devam kararı ise bugünkü hâline bakmak zorundadır.
Delil karartma ihtimalinin tükendiğini gösterin
m. 100/2-b, delilleri yok etme, gizleme, değiştirme ya da tanık ve mağdur üzerinde baskı girişimini arar. Tanıklar dinlendiyse, arama ve el koyma tamamlandıysa, dijital materyalin incelemesi bittiyse bunları tek tek sayın. Bu başlık zamanla en hızlı eriyen başlıktır.
Kaçma şüphesine belge ile karşılık verin
m. 100/2-a "kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular" arar. Sabit adres, çalışma belgesi, aile bağı, sağlık durumu: soyut cümlenin karşısına belge koyun.
Ölçülülüğü geçen süre üzerinden tartışın
m. 100/1'in son cümlesi, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza ile ölçülü olmayan tutuklamayı yasaklar. Tutuklulukta geçen süre uzadıkça bu denge değişir. Beklenen ceza aralığını ve şu ana kadar geçen süreyi karşılaştırın.
Adli kontrolün neden yeteceğini isim isim yazın
m. 101/2-d hâkimden adli kontrolün yetersiz kalacağını göstermesini ister. Siz de hangi yükümlülüğün hangi riski karşılayacağını önerin: imza, yurt dışı çıkış yasağı, güvence, konut kısıtlaması. Somut öneri, soyut talepten daha etkilidir.
Süre hesabını dilekçeye koyun
Tutuklama tarihini, tutuklulukta geçen süreyi ve m. 102'deki hangi sınıra ne kadar kaldığını açıkça yazın. Uzatma söz konusuysa "zorunlu hâl"in ne olduğunun kararda gösterilip gösterilmediğini sorgulayın.
Matbu devam kararı geldiyse ne yapılır?
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, "kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi, delil durumu, kaçma şüphesi" gibi kalıp cümlelerle verilen devam kararlarıdır. Bu tür bir karar, m. 101/2'nin aradığı "somut olgularla gerekçelendirme" ölçütünü karşılamayabilir.
Yol açıktır. m. 101/5 uyarınca tutuklamaya ve m. 100 gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir; m. 104/2 uyarınca tutukluluğun devamına veya salıverilmeye ilişkin kararlara da itiraz edilebilir. İtiraz süresi m. 268/1 uyarınca kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır ve dilekçe kararı veren mercie verilir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklamaya ilişkin kararlarına yapılan itirazı, m. 268/3 uyarınca yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Sürecin bütününü tutuklama ve itiraz sayfamızda ele aldık.
İtiraz tutukluluğu durdurmaz
İtiraz dilekçesi vermek tahliye anlamına gelmez; karar incelenirken kişi tutuklu kalmaya devam eder. Bu yüzden itirazın içeriği hızından önemlidir. Aynı gerekçeyi tekrarlayan dilekçe sonuç getirmez; dosyada değişen şeyi gösteren getirir.
Otuz günü beklemeden ne yapabilirim?
CMK m. 104/1 nettir: soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. Kanun bir sayı ya da bekleme süresi koymaz. İstem hakkında hâkim veya mahkemece karar verilir ve bu kararlara itiraz edilebilir (m. 104/2).
Bir de dosyanın üst mahkemeye gittiği aşama var. m. 104/3 uyarınca dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay'a geldiğinde salıverilme istemi, bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay'ın ilgili dairesi veya Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde incelenerek karara bağlanır; bu karar re'sen de verilebilir. Yani istinaf başvurusu aşamasında da tutukluluk gözden düşmez.
Azami süre dolarsa kişi kendiliğinden çıkar mı?
m. 102'deki sürelerin dolması tutukluluğun sona ermesi sonucunu doğurur. Ancak bu, çoğu dosyada koşulsuz bir serbestlik anlamına gelmez. CMK m. 109/7 uyarınca kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Yani çıkış, genellikle imza, yurt dışı çıkış yasağı gibi yükümlülüklerle birlikte gerçekleşir.
Bu yükümlülüklerin ihlali ciddi sonuç doğurur: kanun, azami süre nedeniyle tahliye edilip adli kontrole tâbi tutulan kişinin yükümlülüğü ihlal etmesi hâlinde yeniden tutuklanabilmesine imkân tanır. Süre dolduğu için çıkan bir dosyada imza günlerinin takibi, dosyanın kendisi kadar önemlidir.
Sık sorulan sorular
Otuz günlük inceleme yapılmazsa ne olur?
CMK m. 108/1 soruşturma evresinde tutukluluğun en geç otuzar günlük süreler itibarıyla incelenmesini emreder; bu bir takdir değil, mercii bağlayan bir yükümlülüktür. Sürenin geçmiş olmasına rağmen yeni bir inceleme kararı yoksa, bu durum tahliye talebinde ve itiraz dilekçesinde ayrı bir başlık olarak gösterilir. Ayrıca m. 108/2 uyarınca şüpheli aynı süre içinde incelemeyi kendisi de isteyebilir; takvimin işlemesini beklemek zorunda değildir.
Tutuklu kalınabilecek en uzun süre nedir?
CMK m. 102/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır ve zorunlu hâllerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. CMK m. 102/2 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde süre en çok iki yıldır; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez. Hangi sınırın uygulanacağı, dosyanın hangi mahkemenin görevine girdiğine bağlıdır.
Soruşturma aşamasında ayrı bir süre sınırı var mı?
Evet. CMK m. 102/4 uyarınca soruşturma evresinde tutukluluk süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı, ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez. Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
Uzatma kararı verilirken görüşüm alınır mı?
Alınması gerekir. CMK m. 102/3 uyarınca bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir. Ayrıca CMK m. 101/2 uyarınca tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, ölçülülük ve adli kontrolün yetersiz kalacağı somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmelidir. Görüş alınmadan ya da kalıp cümlelerle verilen uzatma kararı, itirazda gösterilebilecek somut bir eksikliktir.
Devam kararına itiraz süresi kaç gün?
CMK m. 104/2 uyarınca tutukluluğun devamına veya salıverilmeye ilişkin kararlara itiraz edilebilir. İtiraz süresi CMK m. 268/1 uyarınca kararın öğrenildiği günden itibaren iki haftadır ve dilekçe kararı veren mercie verilir. Sulh ceza hâkimliğinin tutuklamaya ilişkin kararlarına yapılan itirazı CMK m. 268/3 uyarınca yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimi inceler. Bu süre kaçırılsa bile CMK m. 104/1 uyarınca her aşamada yeniden salıverilme istenebilir.
İlgili yazılar ve sayfalar
Bunlar da işinize yarayabilir
Tutuklama ve itiraz
Tutuklama kararı çıktıysa ilk saatlerde yapılacaklar, dosya erişimi ve itiraz süreci.
Sayfaya gitİstinaf başvurusu
Karar sonrası süreç, başvuru süresi ve dosya üst mahkemedeyken tutukluluğun durumu.
Sayfaya gitTutuklandı, nasıl çıkar?
İtiraz, tahliye talebi, otuz günlük inceleme ve adli kontrol: dört tahliye yolu.
Yazıyı okuDosyanızı konuşalım
Elinizde bir devam kararı, bir uzatma kararı ya da sadece tutuklama tarihi olabilir. Hangi süre sınırının dosyanıza uygulandığını, incelemelerin zamanında yapılıp yapılmadığını ve dilekçede neyin tartışılacağını birlikte netleştirelim.