Soruşturma usulü
Uzlaştırma Nedir, Hangi Suçlarda Uygulanır?
Savcılıktan ya da uzlaştırma bürosundan bir tebligat geldi ve içinde "uzlaşma teklifi" yazıyor. Bu, dosyanın kapanabileceği anlamına gelir; ama her suçta mümkün değildir ve cevap için elinizde sınırlı bir süre vardır. Bu yazı uzlaştırmanın hangi suçlarda uygulandığını, sürecin nasıl işlediğini ve kabul ya da ret kararının dosyanıza ne yaptığını anlatır.
Kısa cevap
Uzlaştırma, CMK m. 253'te düzenlenen bir usuldür: kanunun saydığı suçlarda şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören, tarafsız bir uzlaştırmacı eşliğinde anlaşmaya çağrılır. Kapsama şikâyete bağlı suçlar ile kanunda tek tek sayılan kasten yaralama, taksirle yaralama, tehdidin basit hâli, konut dokunulmazlığının ihlali, hırsızlık, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık gibi suçlar girer. Uzlaşma sağlanır ve şüpheli üstlendiği edimi tek seferde yerine getirirse hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; dava açılmaz. Uzlaştırma savcının takdirine bırakılmış bir seçenek değildir, kapsamdaki dosyalarda uygulanması zorunlu bir usul aşamasıdır.
Uzlaştırma tam olarak nedir?
Uzlaştırma, ceza yargılamasının yerine geçen bir anlaşma yoludur. Devlet, belirli suçlarda cezalandırma yerine zararın giderilmesine öncelik verir. Şüpheli ile mağdur bir çözüm üzerinde anlaşırsa dosya ceza mahkemesine gitmeden kapanabilir.
İki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, uzlaştırma serbest bir pazarlık değildir; savcının veya hâkimin denetiminden geçer. İkincisi, isteğe bağlı bir ek yol da değildir: suç kapsamdaysa ve dava açmak için yeterli şüphe varsa savcılık dosyayı uzlaştırma bürosuna göndermek zorundadır. Bu aşama atlanarak iddianame düzenlenirse, CMK m. 174/1-c uyarınca iddianame mahkemece iade edilir.
Hangi suçlarda uygulanır?
CMK m. 253/1 kapsamı üç başlıkta belirler:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. Yani mağdurun şikâyeti olmadan soruşturulamayan suçlar, kural olarak kapsam içindedir.
b) Şikâyete bağlı olsun olmasın, kanunda tek tek sayılan suçlar. Bunlar Türk Ceza Kanunu'ndaki kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç m. 86 ve m. 88), taksirle yaralama (m. 89), tehdidin birinci fıkradaki hâli (m. 106/1), konut dokunulmazlığının ihlali (m. 116), iş ve çalışma hürriyetinin ihlali (m. 117/1 ve m. 119/1-c), hırsızlık (m. 141), güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç m. 155), dolandırıcılık (m. 157), suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (m. 165), çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m. 234) ile ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç m. 239) suçlarıdır.
c) Çocuklar bakımından genişletilmiş kapsam. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek kişi ya da özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, adli süreçteki çocuklar için üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da kapsama girer.
Ceza Muhakemesi Kanunu dışındaki kanunlarda yer alan suçlarda ise durum farklıdır: şikâyete bağlı olanlar hariç, uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için o kanunda açık hüküm bulunması gerekir (m. 253/2).
Hangi suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemez?
Bu, uygulamada en çok yanlış bilinen başlıktır. CMK m. 253/3, şikâyete bağlı olsalar bile üç durumu kapsam dışında bırakır: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, ısrarlı takip suçu (TCK m. 123/A) ve hakaret suçu (TCK m. 125).
Hakaret suçunda artık uzlaştırma yoktur
Hakaret, yıllarca uzlaştırmanın en tipik örneği olarak anlatıldı. Bugün geçerli olan m. 253/3 metni ise hakaret suçunu (TCK m. 125) açıkça kapsam dışında tutuyor. İnternette hâlâ dolaşan eski anlatımlara güvenerek "nasılsa uzlaşırız" diye beklemeyin. Hakaret dosyanız varsa süreç doğrudan soruşturma ve kovuşturma olarak yürür. Ayrıntı için hakaret ve tehdit suçları sayfamıza bakabilirsiniz.
Bir başka önemli kural şudur: kapsama giren bir suç, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmişse, uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Örneğin aynı kişiye karşı hem kasten yaralama hem de kapsam dışı bir suç işlenmişse, yaralama tek başına kapsamda olsa da uzlaştırmaya gidilmez. Kanuna 2025 yılında eklenen cümle bu katı kurala bir istisna getirmiştir: önödeme kapsamındaki bir suç ile uzlaştırma kapsamındaki bir suç aynı mağdura karşı birlikte işlenmişse, uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.
Uzlaştırmacı kim, süreç nasıl işler?
Her Cumhuriyet başsavcılığı bünyesinde bir uzlaştırma bürosu kurulur. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı ve Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen listelerden görevlendirilir (m. 253/24). Yani karşınıza çıkan kişi savcı ya da hâkim değildir; taraflar arasında iletişimi kuran, eğitimli ve sicile kayıtlı bir görevlidir.
Tarafsızlık ciddiye alınır: hâkimin davaya bakamayacağı hâller ile hâkimin reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirmesinde de göz önünde bulundurulur (m. 253/10). Uzlaştırmacıya dosyadaki belgelerden savcının uygun gördüklerinin birer örneği verilir ve büro, ona soruşturmanın gizliliğine uymakla yükümlü olduğunu hatırlatır. Süreç şu sırayla yürür:
-
Dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir
Suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açmak için yeterli şüphenin bulunması hâlinde savcılık dosyayı büroya gönderir. Yeterli şüphe yoksa zaten kovuşturmaya yer olmadığı kararı gündeme gelir; o hâlde uzlaştırmaya gerek kalmaz.
-
Uzlaşma teklifi yapılır
Görevlendirilen uzlaştırmacı hem şüpheliye hem mağdura ya da suçtan zarar görene teklifte bulunur. Taraf reşit değilse teklif kanunî temsilcisine yapılır. Teklif açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapılabilir.
-
Yedi gün içinde cevap verilir
Kendisine teklif yapılan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır (m. 253/4). Sessiz kalmak burada "düşüneyim" anlamına gelmez, ret sonucunu doğurur. Teklif sırasında uzlaşmanın niteliği ile kabul veya reddin hukuki sonuçlarının size anlatılması gerekir.
-
Müzakereler gizli olarak yapılır
Görüşmelere şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Taraf veya vekili müzakerelere katılmaktan kaçınırsa uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır. Birden fazla mağdur varsa uzlaştırmaya gidilebilmesi için hepsinin kabul etmesi gerekir.
-
Uzlaştırmacı raporunu hazırlar
Uzlaştırmacı, belge örnekleri kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde işlemleri sonuçlandırır. Büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Uzlaşma sağlanmışsa raporda ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı yazılır ve tarafların imzaları yer alır.
-
Savcı denetler
Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın tarafların özgür iradesine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu mühür ve imza altına alarak dosyada saklar. Bu denetim, baskı altında yapılan ya da hukuka aykırı içerikli anlaşmalara karşı bir güvencedir.
Edim ne demek, neler kararlaştırılabilir?
Edim, şüphelinin uzlaşma karşılığında üstlendiği yükümlülüktür. Kanun edimin içeriğini tek tek saymaz; sınırı "hukuka uygun olması" koşuludur. Uygulamada en sık görülen bir miktar paranın ödenmesidir. Bunun dışında zararın aynen giderilmesi, kırılan veya hasar gören şeyin onarılması, özür dilenmesi, mağdurun göstereceği bir kuruma bağış yapılması ya da bir davranıştan kaçınılması da edim olarak kararlaştırılabilir. Edim, mağdurun hiçbir talebi olmaması hâlinde sembolik de kalabilir.
Edimin nasıl yerine getirileceği, dosyanın sonucunu doğrudan belirler. Edim tek seferde (def'aten) yerine getirilirse şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesi ileri bir tarihe bırakılmış, taksite bağlanmış veya süreklilik gösteren bir yükümlülük hâline getirilmişse, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir; erteleme süresince zamanaşımı işlemez (m. 253/19).
Edim yerine getirilmezse ne olur?
Kamu davasının açılmasının ertelenmesinden sonra uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse kamu davası açılır. Ayrıca uzlaşma raporu veya belgesi, şüphelinin edimini yerine getirmemesi hâlinde İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır. Yani mağdur, ayrıca dava açmadan doğrudan icra takibi başlatabilir.
Uzlaşırsam ne olur, uzlaşmazsam ne olur?
Uzlaşma sağlanırsa dosya yukarıda anlatıldığı gibi kapanır. Bunun bir sonucu daha vardır: uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa ondan feragat edilmiş sayılır. Bu yüzden mağdur tarafındaysanız edimin zararınızı gerçekten karşılayıp karşılamadığını imzadan önce hesaplamanız gerekir.
Uzlaşma sağlanmazsa soruşturma kaldığı yerden yürür. Burada iki koruyucu kural önemlidir. Müzakereler sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz (m. 253/20). Yani anlaşma arayışında söyledikleriniz sonradan aleyhinize delil hâline gelmez. Ayrıca ilk teklif tarihinden raporun büroya verildiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile şikâyet süresi işlemez.
Üç noktayı da not edin. Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez (m. 253/18). Buna karşılık teklif reddedilmiş olsa bile taraflar, uzlaştıklarını gösteren bir belgeyle en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar savcılığa başvurup uzlaştıklarını beyan edebilirler. Son olarak, teklifte bulunulması veya teklifin kabul edilmesi delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
Dava açıldıktan sonra uzlaşma mümkün mü?
Evet. Kamu davası açıldıktan sonra suçun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılırsa, mahkeme dosyayı CMK m. 253'teki usule göre işlem yapılmak üzere uzlaştırma bürosuna gönderir (CMK m. 254/1). Bu, soruşturma aşamasında gözden kaçan dosyalar için ikinci bir imkândır.
Sonuç kavramları burada farklıdır. Uzlaşma gerçekleşir ve sanık edimini tek seferde yerine getirirse mahkeme davanın düşmesine karar verir. Edim ileri tarihe bırakılmış, taksite bağlanmış veya süreklilik gösteriyorsa mahkeme durma kararı verir ve durma süresince zamanaşımı işlemez. Uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmezse yargılamaya kaldığı yerden devam edilir (m. 254/2).
Teklifi kabul etmeli miyim?
Bunun tek bir doğru cevabı yoktur, dosyaya bakmak gerekir. Şüpheli tarafındaysanız uzlaşma, yargılamanın belirsizliğini ve süresini ortadan kaldırır. Buna karşılık üstlendiğiniz edim gerçekten yerine getirilebilir olmalıdır; aksi hâlde hem dava açılır hem de belge icra takibine konu olur.
Mağdur tarafındaysanız asıl soru, teklif edilen edimin zararınızı karşılayıp karşılamadığıdır; uzlaşma sonrası tazminat yolunun kapanacağını hesaba katın. Reddetmek de bir haktır ve tek başına aleyhinize yorumlanmaz. Her iki tarafta da yedi günlük süre kısa olduğu için değerlendirmeyi geciktirmeyin. Ayrıntı için uzlaştırma hizmet sayfamıza bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Uzlaşma teklifini kabul etmek suçu kabul etmek anlamına gelir mi?
Uzlaşma teklifini kabul etmek, kanunen bir suç ikrarı olarak düzenlenmemiştir. Ayrıca CMK m. 253/20 uyarınca uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar herhangi bir soruşturma, kovuşturma ya da davada delil olarak kullanılamaz. Buna rağmen görüşmelerde ne söyleyeceğinizi baştan planlamak yerinde olur; süreç sonuçsuz kalırsa dosya normal seyrinde devam eder.
Yedi gün içinde cevap vermezsem ne olur?
Reddetmiş sayılırsınız. CMK m. 253/4, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulan kişinin yedi gün içinde kararını bildirmemesi hâlinde teklifi reddetmiş sayılacağını açıkça düzenler. Süre teklifin yapıldığı andan itibaren işler. Bu nedenle tebligatın elinize ulaştığı tarihi not edin.
Uzlaştırmacının ücretini kim öder?
Uzlaştırmacıya Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi hâlinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır; yani taraflardan tahsil edilmez.
Uzlaştım ama karşı taraf edimini yerine getirmedi, ne yapabilirim?
İki yol birlikte işler. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmişse, uzlaşmanın gerekleri yerine getirilmediği için kamu davası açılır. Ayrıca uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayıldığı için ayrıca dava açmanıza gerek kalmadan icra takibi başlatabilirsiniz.
Hakaret suçunda uzlaşma olur mu?
Hayır. CMK m. 253/3, şikâyete bağlı olsa bile hakaret suçunda (TCK m. 125) uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğini düzenler. Aynı fıkra ısrarlı takip suçunu ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçları da kapsam dışında bırakır. Hakaretin uzlaştırma kapsamında olduğunu söyleyen kaynaklar güncel değildir.