Gözaltı, ifade veya tutuklama mı var? 0538 035 51 55 — hemen arayın

Belge ve kamu görevi suçları

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Bu suç, kamu görevlileri hakkındaki şikâyetlerin en sık gittiği maddedir; çoğu zaman da yanlış gittiği maddedir. Kanun, görevin gereklerine aykırı her davranışı değil, yalnızca kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açan davranışı cezalandırır. Bu sayfada o üç sonucun nasıl denetlendiğini, ihmal suretiyle işlenen hâli ve disiplin soruşturmasıyla ilişkiyi anlatıyoruz.

TCK m. 257657 sayılı Kanun m. 1314483 sayılı KanunTCK m. 257/1
Görevi Kötüye Kullanma Suçu

Kısaca

  • Suç TCK m. 257 maddesinde düzenlenir. Cezası birinci fıkrada altı aydan iki yıla, ihmal suretiyle işlenen ikinci fıkrada üç aydan bir yıla kadar hapistir.
  • Yalnızca aykırılık yetmez. Kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonuçlarından en az biri somut olarak gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Madde tali niteliktedir: fiil kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmışsa (zimmet, rüşvet, sahtecilik gibi) TCK m. 257 uygulanmaz.
  • Soruşturma için 4483 sayılı Kanun uyarınca izin gerekir. İzin kararına itiraz süresi tebliğden itibaren on gündür.
  • Ceza yargılaması ile disiplin soruşturması ayrı yürür. 657 sayılı Kanun m. 131 gereği biri diğerini bekletmez, biri diğerini otomatik olarak ortadan kaldırmaz.

Kanuni ceza aralığı

Görevi kötüye kullanma

TCK m. 257/1
Alt sınır
6 ay
Üst sınır
2 yıl
İlgili hâlin açıklamasını açın
  • Takdiri indirim — TCK m. 62/1-2: Fail yararına somut ve gerekçeli takdiri nedenler bulunursa ceza indirilebilir.
  • Zincirleme suç — TCK m. 43/1, koşulları varsa: Aynı suç işleme kararı kapsamında aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden fazla fiil varsa genel artırım hükmü değerlendirilebilir. TCK 257’de ayrıca düzenlenmiş özel bir nitelikli artırım hâli yoktur.
  • Görev veya yetkiyi kullanma yasağı — TCK m. 53/5: Mahkûmiyet, kötüye kullanılan görev veya yetki bakımından infaz sonrasına uzanan yasak doğurabilir.

Bu şerit maddenin birinci fıkrasındaki kanuni sınırları gösterir. Nitelikli hâller, indirim ve artırım sebepleri ile somut olayda uygulanacak ceza dosyaya göre değişir; aşağıdaki bölümlerde anlatılmıştır.

Suçun tanımı ve kanuni dayanağı

TCK m. 257/1 şöyle der: kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi cezalandırılır. İkinci fıkra aynı sonuçların, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek doğurulmasını düzenler. Üçüncü fıkra 2012 yılında yürürlükten kaldırılmıştır.

Cümlenin yapısına dikkat edin. Suçun oluşması için iki şey birlikte gerekir: görevin gereklerine aykırı bir hareket ve bu hareketin doğurduğu üç sonuçtan biri. İkisinden biri eksikse suç oluşmaz. Bir işlemin idare hukuku bakımından hukuka aykırı olması, hatta idari yargıda iptal edilmiş olması, tek başına ceza sorumluluğu doğurmaz. İdari yargıdaki iptal kararı ile ceza mahkemesindeki mahkûmiyet farklı ölçütlere dayanır.

Maddenin başındaki "kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında" ifadesi de belirleyicidir. Bu, TCK m. 257 maddesini tali (ikincil) bir norm hâline getirir. Fiil zimmet, rüşvet, irtikâp, belgede sahtecilik veya başka özel bir suç tipine giriyorsa o madde uygulanır; görevi kötüye kullanma geride kalır. Uygulamada tersi de olur: ağır bir suçlamayla açılan dosya, unsurları oluşmadığı için TCK m. 257 kapsamına çekilir ve görevli mahkeme ağır cezadan asliye cezaya döner.

Fail yalnızca kamu görevlisi olabilir. TCK m. 6/1-c kamu görevlisini geniş tanımlar: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi. Kadrolu memur olmak şart değildir, ancak kamusal faaliyete katılım kurulamıyorsa bu maddeden yargılama da yapılamaz.

Suç kasten işlenir. İkinci fıkradaki "ihmal" kelimesi taksir anlamına gelmez; kişinin görevini bilerek ve isteyerek yapmaması ya da geciktirmesi aranır. Yoğunluk, personel eksikliği, sistem arızası veya üst makamdan cevap beklenmesi gibi nedenlerle gecikmiş bir işlem, kastın bulunmadığı yönünde ciddi bir savunma zeminidir.

Ceza ve nitelikli hâller

  • Görevi kötüye kullanma TCK m. 257/1 — altı aydan iki yıla kadar hapis.
  • İhmal suretiyle TCK m. 257/2 — üç aydan bir yıla kadar hapis.

Maddede nitelikli hâl yoktur; ceza aralığı bu iki fıkradan ibarettir. Buna karşılık cezanın yanında gelen sonuçlar ağırdır. TCK m. 53 uyarınca kasten işlenen bir suçtan hapis cezasına mahkûmiyet, kanuni sonuç olarak kamu görevi üstlenmekten yoksun bırakılmayı beraberinde getirir. Bir kamu görevlisi için bu, çoğu zaman cezanın kendisinden daha ağır bir sonuçtur ve savunmanın odağı da buna göre kurulmalıdır.

İki usul kuralı bu ceza aralığından doğrudan çıkar. Birincisi: CMK m. 100/4 uyarınca, vücut dokunulmazlığına karşı işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Görevi kötüye kullanma her iki fıkrası bakımından da bu kapsamdadır. İkincisi: CMK m. 251 asliye ceza mahkemesinde üst sınırı iki yıl veya daha az hapis gerektiren suçlarda basit yargılama usulünü mümkün kılar; ancak aynı maddenin yedinci fıkrası, soruşturma veya kovuşturması izne bağlı suçlarda bu usulün uygulanmayacağını söyler. Görevi kötüye kullanma izne bağlı olduğu için basit yargılama usulü uygulanmaz ve dosya normal duruşmalı yargılamayla görülür.

Dava zamanaşımı bakımından TCK m. 66 devreye girer: üst sınırı beş yılı geçmeyen hapis cezasını gerektiren suçlarda süre sekiz yıldır. Görevi kötüye kullanma bu gruptadır. Süre, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden başlar.

Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar

Ruhsat, imar ve izin işlemleri

Yapı ruhsatı, işyeri açma izni veya imar uygulamasında mevzuata aykırılık iddiası. Burada tartışma çoğunlukla teknik bir mevzuat yorumu üzerinedir. Savunmanın ilk işi, ihlal edildiği söylenen hükmün somut olarak gösterilmesini istemektir.

İhale ve satın alma süreçleri

Şartname hazırlığı, yaklaşık maliyet veya muayene kabul aşamasındaki işlemler. Bu dosyalarda kamu zararının rakamla ortaya konması gerekir; "usule aykırı işlem yapıldı" cümlesi zarar unsurunu karşılamaz.

Şikâyet veya başvuruya işlem yapmama

TCK m. 257/2 kapsamındaki tipik senaryo. Başvurunun kaydı, havale tarihi, iş yükü, personel durumu ve varsa üst makamla yazışmalar ihmalin kasten mi yoksa fiilî koşullardan mı kaynaklandığını gösterir.

Personel işlemleri ve atamalar

Görevlendirme, izin, disiplin veya nöbet düzenlemelerinin kişiye zarar verdiği iddiası. Takdir yetkisinin kullanılması ile görevin gereklerine aykırılık arasındaki sınır, bu dosyaların merkezinde yer alır.

Ağır suçlamanın 257'ye dönmesi

Zimmet veya rüşvet iddiasıyla açılan dosyada unsurlar oluşmaz ve fiil görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilir. Bu değişiklik hem ceza aralığını hem görevli mahkemeyi değiştirir; savunmanın hukuki nitelendirme talebi burada belirleyici olur.

Husumetten doğan şikâyetler

Denetim yapan, ceza kesen ya da olumsuz karar veren kamu görevlisi hakkında şikâyet yolunun kullanılması. Bu dosyalarda şikâyetin zamanlaması, şikâyetçinin ilgili işlemle bağlantısı ve varsa idari yargı süreci birlikte değerlendirilir.

Savunmada nelere bakılır

1. Üç sonuçtan hangisi iddia ediliyor

Savunmanın ilk sorusu şudur: iddianame kişilerin mağduriyetini mi, kamunun zararını mı, yoksa kişilere haksız menfaat sağlanmasını mı ileri sürüyor? Çoğu iddianamede bu üçü birbirinin yerine kullanılır ve hiçbiri somutlaştırılmaz. Oysa her birinin ayrı bir ispat yükü vardır. Mağduriyet iddiasında mağdurun kim olduğu ve neyi kaybettiği; kamu zararı iddiasında zararın miktarı ve hesabı; haksız menfaat iddiasında menfaati kimin, ne şekilde elde ettiği gösterilmelidir.

Burada sık yapılan bir karışıklık vardır: idari mevzuattaki "kamu zararı" kavramı ile ceza hukukunun aradığı somut zarar aynı şey değildir. Bir denetim raporunun kamu zararı tespiti, ceza mahkemesi için bir iddiadır, sonuç değil.

2. Görevin gereklerine aykırılık belgeyle gösterilmiş mi

"Görevin gerekleri" soyut bir ifade değildir; bir kanun, yönetmelik, genelge veya iş talimatına dayanır. Savunma, ihlal edildiği söylenen normun tam olarak hangisi olduğunu, o normun olay tarihinde yürürlükte olup olmadığını ve görev tanımınızın gerçekten bu işlemi kapsayıp kapsamadığını sorgular. Görev tanımı, imza yetkisi çizelgesi ve organizasyon şeması bu noktada delil değeri taşır.

İkinci soru takdir yetkisidir. İdare hukuku, kamu görevlisine birçok konuda takdir alanı tanır. Takdir yetkisi içinde kalan bir tercih, sonucu beğenilmese bile görevin gereklerine aykırılık sayılmaz. Aykırılık, takdir alanının dışına çıkıldığında doğar.

3. Fiil başka bir suça mı giriyor

Madde tali olduğu için iki yönlü çalışır. Fiil zimmet, rüşvet, irtikâp veya belgede sahtecilik unsurlarını taşıyorsa TCK m. 257 uygulanamaz. Tersine, ağır bir suçlamayla açılan dosyada o suçun unsurları oluşmuyorsa nitelendirmenin görevi kötüye kullanmaya çevrilmesi talep edilir. Bu talep sadece ceza miktarını değil, görevli mahkemeyi ve tutuklama ihtimalini de değiştirdiği için erken aşamada ileri sürülmelidir.

4. Soruşturma izni usulüne uygun mu

4483 sayılı Kanun m. 2, memurların ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar bakımından izin usulünü öngörür. İzin bir soruşturma şartıdır; usulüne uygun izin olmadan iddianame düzenlenemez. Savunma şunları denetler: ön inceleme yapan kişi görevlendirilmiş mi, ilgilinin savunması alınmış mı, izin kararı hangi fiilleri kapsıyor, izin verilen fiil ile iddianamedeki fiil aynı mı. İzin belirli bir fiil için verilir; kapsam dışındaki bir fiil için yürütülen soruşturma sakattır.

İzin vermeye yetkili merci 4483 sayılı Kanun m. 3 maddesinde sayılır: ilçede görevli memurlar hakkında kaymakam, ilde ve merkez ilçede görevli memurlar ile kaymakamlar hakkında vali, büyükşehir ile il ve ilçe belediye başkanları ve meclis üyeleri hakkında İçişleri Bakanı. Yetkili merci belirlenirken kişinin suç tarihindeki görevi esas alınır; sonradan yer değiştirmiş olmanız merciyi değiştirmez.

Karara itiraz süresi 4483 sayılı Kanun m. 9 uyarınca tebliğden itibaren on gündür. Soruşturma izni verilmesine karşı hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi, verilmemesine karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz edebilir. Bu süre kısa ve kesindir; kaçırılması dosyayı doğrudan iddianame aşamasına taşır.

5. Disiplin soruşturmasıyla ilişki

657 sayılı Kanun m. 131 açıktır: aynı olaydan dolayı ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması disiplin soruşturmasını geciktiremez ve memurun ceza kanununa göre mahkûm olması ya da olmaması disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz. İki süreç ayrı ölçütlerle yürür. 4483 sayılı Kanun m. 2 de disiplin hükümlerinin saklı olduğunu ayrıca belirtir.

Bunun pratik sonucu önemlidir: beraat kararı disiplin cezanızı kendiliğinden kaldırmaz, disiplin cezası da mahkûmiyet anlamına gelmez. Ama iki dosya delil bakımından birbirini besler. Disiplin soruşturmasında verdiğiniz yazılı savunma, ön inceleme raporuna ek olarak ceza dosyasına girer ve orada aleyhinize kullanılabilir. Bu yüzden disiplin savunması ile ceza savunması aynı elden, aynı anlatı üzerinden kurulmalıdır. Disiplin savunmasını tek başınıza yazıp ceza dosyasında farklı bir anlatıya geçmek, dosyanın en zayıf noktası hâline gelir.

Süreç nasıl işler

Şikâyet ve ön inceleme

Şikâyet savcılığa veya doğrudan idareye yapılır. Savcılık, izin usulüne tabi olduğunu tespit ederse evrakı yetkili mercie gönderir. Merci bir ön inceleme görevlendirir; bu aşamada ilgilinin savunması alınır ve rapor düzenlenir. Bu ilk savunma, sonradan ceza dosyasına giren en kritik metindir.

Soruşturma izni kararı ve itiraz

Yetkili merci soruşturma izni verir veya vermez. Karar ilgililere tebliğ edilir. Tebliğden itibaren on gün içinde itiraz edilebilir; itirazı, kural olarak yetkili mercinin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi, kanunda sayılan bazı görevliler bakımından ise Danıştay İkinci Dairesi inceler. Verilen kararlar kesindir.

Savcılık soruşturması ve iddianame

İzin kesinleştikten sonra savcılık soruşturmayı yürütür; belge celbi, tanık dinlenmesi ve şüpheli ifadesi bu aşamadadır. Sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir ya da iddianame düzenlenir. İddianamede hangi fıkranın uygulandığı ve hangi sonucun iddia edildiği dikkatle okunmalıdır.

Asliye ceza mahkemesinde kovuşturma

Dosya duruşmalı olarak görülür; izne bağlı suç olduğu için basit yargılama usulü uygulanmaz. Savunma burada mevzuat dayanağını, görev tanımını ve zarar hesabını tartışır. Tanık olarak birlikte çalışılan personelin ve varsa denetim elemanlarının dinlenmesi talep edilebilir.

Karar ve kanun yolu

Beraat, mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı veya düşme kararı verilebilir. Koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da erteleme gündeme gelebilir; bu kurumların dosyanıza uygun olup olmadığı, memuriyet sonuçları da hesaba katılarak değerlendirilmelidir. Karara karşı istinaf yolu açıktır.

İstanbul'da bu dosyalar nerede görülür

Görevi kötüye kullanma, 5235 sayılı Kanun m. 12 maddesindeki ağır ceza listesinde yer almaz ve ceza aralığı on yılın çok altındadır. Bu nedenle dosya, aynı Kanunun 11. maddesi gereği asliye ceza mahkemesinde görülür. Zimmet, rüşvet ve irtikâp dosyalarının ağır cezada görüldüğü düşünülürse, nitelendirmenin değişmesi dosyanın adliyedeki mahkemesini de değiştirir.

Yetkili yer CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yerdir; kamu görevi suçlarında bu, kural olarak görevin ifa edildiği yerdir. İstanbul'da bunun karşılığı şudur: Anadolu yakasındaki bir kurumda geçtiği iddia edilen olay İstanbul Anadolu Adliyesi'ne (Kartal), Şişli veya Beyoğlu'ndaki bir kurumda geçen olay İstanbul Adliyesi'ne (Çağlayan) gider. Bakırköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa ve Silivri adliyeleri de kendi yargı çevrelerindeki dosyalara bakar. İkametgâhınızın hangi yakada olduğu belirleyici değildir.

İstanbul'a özgü asıl fark izin aşamasında ortaya çıkar. İl otuz dokuz ilçeden oluşur; ilçede görevli memurlar hakkında izin yetkisi kendi ilçelerinin kaymakamına, ilde ve merkez ilçede görevli olanlar ile kaymakamlar hakkında İstanbul Valisi'ne aittir. Belediye başkanları ve belediye meclisi üyeleri hakkında ise izin yetkisi İçişleri Bakanı'ndadır. Bu ayrım, itiraz merciini de belirler: kural olarak itiraz İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne yapılırken, kanunda sayılan bazı görevliler bakımından itirazı Danıştay İkinci Dairesi inceler. On günlük süre her ihtimalde aynıdır.

Uygulamada İstanbul'da en çok karşılaşılan dosya kaynakları belediye birimleri, il müdürlükleri, üniversite ve hastane idareleridir. Bu kurumlarda aynı olay üzerine hem iç denetim, hem 4483 ön incelemesi, hem de disiplin soruşturması eş zamanlı yürüyebilir. Üç dosyaya da farklı metinler sunmak, ceza yargılamasında çelişki olarak karşınıza çıkar. Süreçlerin tek bir savunma stratejisi altında yönetilmesi, bu suç tipinde savunmanın en somut katkısıdır.

Sık sorulan sorular

Zarar veya menfaat yoksa suç oluşur mu?

Oluşmaz. TCK m. 257 yalnızca görevin gereklerine aykırılığı değil, bu aykırılığın kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmasını ya da kişilere haksız menfaat sağlamasını arar. Bu üç sonuçtan hiçbiri somut olarak ortaya konamıyorsa suçun unsurları tamamlanmamış demektir. İdari bir işlemin hukuka aykırı bulunması veya idari yargıda iptal edilmiş olması tek başına yeterli değildir.

Soruşturma izni gerekir mi, izne itiraz nereye yapılır?

Gerekir. 4483 sayılı Kanun uyarınca görev sebebiyle işlenen bu suçta soruşturma izni alınmadan iddianame düzenlenemez. İzin yetkisi, kişinin suç tarihindeki görevine göre kaymakam, vali veya kanunda sayılan diğer mercilerdedir. Karara itiraz süresi tebliğden itibaren on gündür; itirazı kural olarak yetkili mercinin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesi, kanunda sayılan bazı görevliler bakımından Danıştay İkinci Dairesi inceler.

Disiplin cezası aldım, ayrıca ceza davası da açılır mı?

Açılabilir. 657 sayılı Kanun m. 131 uyarınca ceza kovuşturmasının başlaması disiplin soruşturmasını geciktirmez; memurun mahkûm olması veya olmaması da disiplin cezasının uygulanmasına engel değildir. İki süreç ayrı ölçütlerle yürür. Ancak disiplin soruşturmasında verdiğiniz yazılı savunma ceza dosyasına delil olarak girebilir; bu nedenle iki savunmanın birbiriyle tutarlı olması gerekir.

İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma ile kasten işlenen hâlin farkı nedir?

Birinci fıkra görevin gereklerine aykırı bir hareketi, ikinci fıkra ise görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermeyi cezalandırır. İkinci fıkranın ceza aralığı daha düşüktür: üç aydan bir yıla kadar hapis. Buradaki ihmal taksir demek değildir; işlemin bilerek yapılmaması veya geciktirilmesi aranır. Personel yetersizliği, iş yükü veya sistem kaynaklı gecikmeler kast bulunmadığı yönünde savunmaya dayanak oluşturur.

Bu suçtan tutuklanır mıyım?

CMK m. 100/4 uyarınca, vücut dokunulmazlığına karşı işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Görevi kötüye kullanma her iki fıkrası bakımından da bu kapsamdadır. Buna karşılık dosyanızda başka ve daha ağır bir suçlama da varsa değerlendirme o suça göre yapılır.

Bu dava hangi mahkemede ve nasıl bir usulle görülür?

Dosya asliye ceza mahkemesinde görülür. CMK m. 251 üst sınırı iki yıl veya daha az hapis gerektiren suçlarda basit yargılama usulünü mümkün kılsa da, aynı maddenin yedinci fıkrası soruşturması veya kovuşturması izne bağlı suçlarda bu usulün uygulanmayacağını belirtir. Görevi kötüye kullanma izne bağlı olduğu için duruşmalı olağan yargılama yapılır. İstanbul'da dosya, görevin ifa edildiği yere göre Çağlayan, Anadolu (Kartal), Bakırköy, Büyükçekmece, Gaziosmanpaşa veya Silivri adliyelerinden birine düşer.

İlgili sayfalar

Zimmet ve Rüşvet Suçları

Nitelendirme bu maddelere kaydığında ceza aralığı ve görevli mahkeme değişir. Etkin pişmanlık kuralları.

İncele

Belgede Sahtecilik

Kamu görevlisinin düzenlediği belgede gerçeğe aykırılık iddiası ve aldatma yeteneği tartışması.

İncele

İfade ve sorgu

Ön inceleme savunması ve savcılık ifadesi arasındaki tutarlılık neden bu kadar önemli.

İncele

Tüm çalışma alanları

Büronun ceza hukuku alanındaki diğer çalışma konuları ve sayfaları.

İncele
Bu sayfadaki hukuk terimleri7 terim
vekil
Müşteki, mağdur veya katılanı temsil eden avukat.
müşteki
Şikâyette bulunan kişi. Davaya katılırsa "katılan" sıfatını alır.
tebliğ
Kararın veya evrakın usulüne uygun olarak yazılı biçimde bildirilmesi.
iddianame
Savcının kamu davası açmak için düzenlediği belge; mahkemece kabul edilirse kovuşturma başlar.
zamanaşımı
Belirli sürenin geçmesiyle dava açılamaması ya da cezanın infaz edilememesi.
etkin pişmanlık
Suçtan sonra kanunda belirtilen davranışların gösterilmesi hâlinde cezada indirim ya da ceza verilmemesi.
gerekçeli karar
Hükmün gerekçesiyle birlikte yazıldığı karar. Kanun yolu dilekçesi buna göre hazırlanır.

Dosyanızı konuşalım

Elinizde ön inceleme savunma istem yazısı, soruşturma izni kararı, disiplin soruşturması evrakı veya iddianame varsa bunları getirin. İlk görüşmede izin usulünün doğru işleyip işlemediğini, zarar ve menfaat unsurunun dosyada gerçekten ortaya konup konmadığını ve disiplin süreciyle nasıl birlikte yürütüleceğini değerlendirelim.

Hemen Ara WhatsApp