Gözaltı, ifade veya tutuklama mı var? 0538 035 51 55 — hemen arayın

İfade hakları

Susma Hakkı Nedir, Kullanmak Aleyhime Olur mu?

Susma hakkı bir taktik değil, kanunun size tanıdığı bir haktır. Ceza Muhakemesi Kanunu, ifade almaya ve sorguya başlanmadan önce bu hakkın hatırlatılmasını zorunlu tutar. Bu yazı, hakkın tam olarak neyi kapsadığını, hangi soruları cevaplamak zorunda olduğunuzu ve susmanın dosyanızda nasıl bir sonuç doğuracağını anlatır.

8 dakika okuma İfade hakları Anayasa m. 38CMK m. 147/1-em. 147/1-b

Kısa cevap

Susma hakkı, yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkıdır ve CMK m. 147/1-e ile tanınmıştır. Bu hak size ifade alınmadan önce hatırlatılmak zorundadır. Susmak bir delil değildir; kanunda susmanın aleyhe değerlendirileceğine dair hiçbir hüküm yoktur ve Anayasa m. 38 kimsenin kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamayacağını söyler. Tek istisna kimliğinizdir: m. 147/1-a uyarınca kimliğe ilişkin soruları doğru cevaplamakla yükümlüsünüz.

Susma hakkı tam olarak neyi kapsıyor

Kanun bunu tek bir cümleyle söyler. CMK m. 147/1-e: ifade alınırken veya sorguya çekilirken kişiye "yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir". Yani susma hakkı bir boşluk değil, kanunun ifade alma usulünün içine yerleştirdiği bir adımdır. Bu hatırlatmanın yapılıp yapılmadığı da tutanağa yazılır; m. 147/1-i tutanakta "bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri"nin gösterileceğini açıkça düzenler.

Hakkın kaynağı yalnızca CMK değil. Anayasa m. 38 şunu söyler: "Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz." Aynı maddede masumiyet karinesi de yer alır: suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz. Bu iki cümle birlikte okunduğunda tablo netleşir. Suçu ispatlamak iddia makamının işidir; şüphelinin kendi aleyhine konuşarak bu işi kolaylaştırma yükümlülüğü yoktur.

Susma hakkı kısmi de kullanılabilir. Bazı soruları cevaplayıp bazılarını cevapsız bırakabilirsiniz. Ancak bu, göründüğü kadar masum bir tercih değildir: yarım kalan bir anlatım, çoğu zaman hiç konuşmamaktan daha çok soru doğurur. Bu yüzden kararın soru soru değil, dosyanın bütünü görülerek verilmesi gerekir.

Susarsam bu aleyhime delil olur mu

Hayır. Kanunda susmanın delil sayılacağına ilişkin hiçbir hüküm yoktur ve olamaz da; çünkü susma bir beyan değil, beyanın yokluğudur. CMK m. 217/1 hâkimin kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceğini söyler. Ortada bir beyan yoksa tartışılacak bir delil de yoktur. Bir hakkın kullanılmasından aleyhe sonuç çıkarmak, o hakkı fiilen ortadan kaldırırdı.

Buna karşılık dürüst olmak gerekir: susmak dosyayı kendiliğinden lehinize çevirmez. Aleyhinizdeki deliller yerinde durur. Susma hakkı, "hiçbir şey olmamış gibi davranma" hakkı değil; hazırlıksız, dosyayı görmeden, isnadın ne olduğunu tam anlamadan konuşup kendi savunmanızı zorlaştırmama hakkıdır. Bu ayrımı akılda tutmak önemli.

Bir de şu var: sonradan verdiğiniz beyanla önceki beyanlarınız arasında çelişki çıkarsa, CMK m. 213 uyarınca sanığın hâkim veya mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalar ile Cumhuriyet savcısı tarafından alınan veya müdafiinin hazır bulunduğu kolluk ifadesine ilişkin tutanaklar duruşmada okunabilir. Yani sizi zora sokan şey susmak değil, birbirini tutmayan anlatımlardır.

Hangi soruları cevaplamak zorundayım

Yalnızca kimliğinize ilişkin olanları. CMK m. 147/1-a: "Şüpheli veya sanık, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür." Adınız, soyadınız, doğum tarihiniz, anne-baba adınız, kimlik numaranız ve adresiniz bu kapsamdadır. Bunlara yanlış cevap vermek susma hakkının kullanılması değildir; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir (TCK m. 268).

Kimlik dışındaki her şey — olayın nasıl geliştiği, kiminle konuştuğunuz, o saatte nerede olduğunuz, telefonunuzda ne olduğu — yüklenen suça ilişkindir ve m. 147/1-e kapsamındadır. "Sadece bir sorum var, kısa cevap ver" cümlesi bu sınırı değiştirmez.

Sık yapılan hata

"Susarsam suçlu gibi görünürüm" düşüncesiyle hazırlıksız konuşmak. Kanun size m. 147/1-b uyarınca yüklenen suçun anlatılmasını, m. 147/1-f uyarınca da şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteme imkânını tanır. Önce isnadın ne olduğunu net biçimde öğrenin. Neyle suçlandığınızı tam anlamadan verilen cevaplar, dosyanın geri kalanının etrafında şekilleneceği metin hâline gelir.

Susma hakkı her aşamada var mı

Evet. CMK m. 147 hem ifade almayı hem sorguyu kapsayacak şekilde yazılmıştır. Kanunun tanımlarına göre ifade alma şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesi, sorgu ise hâkim veya mahkeme tarafından dinlenmesidir (m. 2/1-g ve h). Her ikisinde de aynı hatırlatma yapılır.

Duruşmada da durum aynıdır. CMK m. 191/3-c, duruşmanın başında sanığa "yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve 147 nci maddede belirtilen diğer hakları"nın bildirileceğini düzenler. Bir sonraki bent de şunu söyler: sanık ancak açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirdiğinde sorgusu yapılır. Yani mahkeme önünde de konuşmak zorunda değilsiniz.

Sustum, sonradan konuşabilir miyim

Evet, susma hakkı geri dönülmez bir tercih değildir. Soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerleyen aşamalarında beyanda bulunabilirsiniz. Burada bilinmesi gereken usul kuralı şudur: CMK m. 148/5 uyarınca şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Kolluk, aynı olay için ikinci kez ifade alamaz.

Pratikte en sağlıklı sıra genellikle şudur: kollukta susmak, dosyaya erişildikten ve isnat netleştikten sonra savcılıkta veya hâkim önünde hazırlanmış bir beyanda bulunmak. Bu her dosya için doğru olan tek yol değildir — bazı dosyalarda ilk anda verilecek somut bir açıklama süreci kısaltır. Karar, elinizdeki delillere ve isnadın niteliğine göre değişir.

Susma hakkı ile imza atmamak aynı şey mi

Değil. Bunlar iki ayrı konudur ve karıştırıldığında sorun çıkar. Susma hakkı beyanda bulunmamaya ilişkindir. Tutanak ise yapılan işlemin kaydıdır. CMK m. 147/1-i tutanakta yer alacak hususları sayar: işlemin yapıldığı yer ve tarih, hazır bulunanların isim ve sıfatları, kanunun saydığı işlemlerin yerine getirilip getirilmediği, tutanak içeriğinin okunduğu ve imzaların alındığı, imzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.

CMK m. 169 da aynı yönde: tutanağın ilgilileri ilgilendiren kısımları onanmak üzere okunur veya okumaları için kendilerine verilir; imzadan kaçınma hâlinde nedenleri tutanağa geçirilir. Sonuç şu: tutanağı okumadan imzalamayın. Beyanınız eksik veya yanlış yazıldıysa düzeltilmesini isteyin. Düzeltilmiyorsa imzalamayın ve imzalamama nedeninizin tutanağa yazılmasını talep edin. "İmzalamadım, konu kapandı" diye bir durum yoktur; kaydın nasıl tutulduğu her zaman önemlidir.

Baskı altında verilen beyanın durumu ne olur

CMK m. 148 bu konuda kesindir. Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır; bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz. Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Üçüncü fıkra sonucu yazar: yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

Bunun anayasal karşılığı da vardır: Anayasa m. 38, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceğini söyler. CMK m. 289/1-i ise hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasını hukuka kesin aykırılık hâli sayar. Böyle bir durum yaşadıysanız, yorulduğunuzu veya baskı gördüğünüzü o anda tutanağa yazdırın ve sağlık kontrolünde hekime söyleyin. Sonradan anlatılan şikâyetin belgesel karşılığı zayıf kalır.

Peki ne zaman susmalı, ne zaman konuşmalı

Bunun herkese uyan tek bir cevabı yok. Ama karar verirken bakılan ölçütler bellidir:

İsnat net mi

Size hangi fiilin, hangi tarihte, hangi sıfatla yöneltildiğini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız cevap veremezsiniz. m. 147/1-b yüklenen suçun anlatılmasını zorunlu tutar; bunu isteyin.

Dosyada ne var

Müdafi soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir (CMK m. 153/1). Kısıtlama kararı olsa bile ifade tutanakları ve bilirkişi raporları bakımından bu kısıtlama uygulanmaz (m. 153/3). Yani çoğu dosyada konuşmadan önce bakılabilecek bir şey vardır.

Anlatacağınız şey doğrulanabilir mi

Kamera kaydı, HTS, banka hareketi, mesaj yazışması gibi bir dayanağı olan beyan güçlüdür. Dayanağı olmayan ve sonradan değişecek bir anlatım, çelişki üretir.

Zaman baskısı altında mısınız

Gözaltındaysanız süre işler. Böyle bir durumda kural olarak yapılacak şey, avukatınız gelene kadar beyanda bulunmamak ve talebinizi tutanağa geçirtmektir.

Son bir not: bu sayfadaki bilgiler genel niteliktedir. Susma hakkını kullanıp kullanmama kararı, dosyanızdaki delillerin ne olduğuna bakılmadan verilebilecek bir karar değildir.

Sık sorulan sorular

Susma hakkı hangi kanun maddesinde yazıyor?

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-e'de yazılıdır. Madde, ifade alınırken veya sorguya çekilirken kişiye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğunun söyleneceğini düzenler. Aynı hak, duruşmanın başında sanığa da hatırlatılır (CMK m. 191/3-c). Anayasa m. 38 ise kimsenin kendisini suçlayan bir beyanda bulunmaya zorlanamayacağını belirtir.

Susmam mahkemede aleyhime yorumlanır mı?

Susma bir beyan değil, beyanın yokluğudur; kanunda susmanın aleyhe delil sayılacağına dair bir hüküm yoktur. CMK m. 217/1 uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Susmak dosyadaki mevcut delilleri ortadan kaldırmaz; ancak kendi aleyhinize yeni bir delil de üretmez.

Kimlik sorularına da cevap vermeyebilir miyim?

Hayır. CMK m. 147/1-a uyarınca şüpheli veya sanık kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Susma hakkı yalnızca yüklenen suça ilişkin açıklamaları kapsar. Kimlik bilgisi olarak başkasının bilgilerini vermek ise ayrı bir suç oluşturur (TCK m. 268).

Karakolda sustum, savcılıkta konuşabilir miyim?

Evet. Susma hakkı geri dönülmez bir tercih değildir; soruşturmanın veya kovuşturmanın her aşamasında beyanda bulunabilirsiniz. Aynı olayla ilgili yeniden ifade alınması ihtiyacı doğduğunda bu işlemin ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabileceğini de bilmek gerekir (CMK m. 148/5). Önemli olan, beyanlar arasında çelişki oluşmamasıdır.

Baskı altında konuştum, bu ifade geçerli mi?

CMK m. 148 uyarınca beyanın özgür iradeye dayanması gerekir; kötü davranma, yorma, aldatma, cebir veya tehdit gibi müdahaleler yasaktır ve kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Böyle bir durumu ilk fırsatta tutanağa geçirtmek ve sağlık kontrolünde belirtmek gerekir.

İlgili yazılar ve sayfalar

Bunlar da işinize yarayabilir

İfade ve sorgu

İfade sürecinin tamamı: haklarınız, tutanak, müdafi ve aşamalar arasındaki farklar.

Sayfaya git

Gözaltı avukatı

Gözaltı süresi, yakınlara haber verme ve gözaltına itiraz: ilk 24 saatte ne yapılmalı.

Sayfaya git

Tutuklama ve itiraz

Sorgudan tutuklama çıkarsa: tutuklama nedenleri, adli kontrol ve itiraz yolu.

Sayfaya git

Avukatsız ifade vermek zorunda mıyım?

Müdafi hakkı, zorunlu müdafi hâlleri ve avukat gelene kadar bekleme meselesi.

Yazıyı oku

Karakol, savcılık ve hâkim ifadesi farkı

Hangi aşamada verilen ifade duruşmada nasıl kullanılır, delil değeri neden farklıdır.

Yazıyı oku

İfade verdim, şimdi ne olacak?

Sevk, serbest bırakma, iddianame ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ihtimalleri.

Yazıyı oku

Dosyanızı konuşalım

Yarın ifadeye çağrıldıysanız ya da bir yakınınız şu anda ifade veriyorsa, susma hakkını kullanıp kullanmama kararı dosyaya bakılarak verilir. Elinizdeki davetiyeyi, tutanağı veya soruşturma numarasını birlikte değerlendirelim.

Hemen Ara WhatsApp