Suçun özel görünüş biçimleri
Teşebbüs ve Gönüllü Vazgeçme
Bir suç her zaman tamamlanmaz. Kimi zaman araya bir engel girer, kimi zaman kişinin kendisi son anda durur. Ceza kanunu bu iki durumu birbirinden çok keskin biçimde ayırır: birinde ceza indirilir, diğerinde teşebbüsten hiç ceza verilmez.
Teşebbüs tam olarak ne demek?
Ceza hukuku bir suçu tek bir an olarak görmez, bir yol olarak görür. Bu yolun kabaca dört durağı vardır: düşünce, hazırlık, icra ve tamamlanma.
Düşünce cezalandırılmaz. Birini öldürmeyi aklından geçirmek, bunu birine söylemek tek başına suç değildir. Hazırlık hareketleri de kural olarak cezasızdır. Bıçak satın almak, adres öğrenmek, aracı hazırlamak çoğu zaman henüz icra sayılmaz.
Teşebbüs, üçüncü durakta başlar. TCK m. 35/1 şöyle der: Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
Bu tek cümlede dört ayrı koşul saklıdır ve savunmanın tamamı çoğu zaman bu dördü üzerinde kurulur:
Kast bulunmalı
Kişi o suçu işlemeyi istemiş olmalıdır. Taksirle, yani dikkatsizlik sonucu işlenen suçlarda teşebbüs olmaz. Bu yüzden dosyanın kaderi çoğu zaman "hangi suçu işlemek istiyordu" sorusunda düğümlenir.
Hareket elverişli olmalı
Kullanılan araç ve yöntem, o neticeyi meydana getirmeye objektif olarak uygun olmalıdır. Baştan itibaren sonuç doğurması mümkün olmayan bir hareket, kanunun aradığı elverişlilik ölçüsünü karşılamaz.
Doğrudan doğruya icraya başlanmış olmalı
Hareketin, korunan değere yönelik somut ve yakın bir tehlike yaratacak noktaya gelmesi gerekir. Hazırlık aşamasında kalınmışsa teşebbüs yoktur.
Suç, elde olmayan nedenlerle tamamlanmamış olmalı
Araya dış bir engel girmelidir: silahın tutukluk yapması, üçüncü kişilerin ayırması, mağdurun kaçması, polisin gelmesi, hastanede yapılan müdahalenin ölümü önlemesi. Engel dışarıdan değil de kişinin kendi iradesinden geliyorsa artık teşebbüs değil, gönüllü vazgeçme konuşulur.
İcra hareketlerine ne zaman başlanmış sayılır?
Uygulamadaki en tartışmalı soru budur. Hazırlıkla icra arasındaki çizgi kanunda metrelerle tarif edilmemiştir; her olayda ayrı çizilir.
Genel ölçüt şudur: hareket, suçun kanuni tanımındaki fiile o kadar yaklaşmıştır ki, araya başka bir engel girmese netice doğrudan doğacaktır. Silahı satın almak hazırlıktır; silahı doğrultup nişan almak icradır. Bir eve girmek için kalabalık beklemek hazırlıktır; kapıyı zorlamaya başlamak icradır.
Bu ayrım teorik bir tartışma gibi görünse de sonucu çok serttir. Hazırlık aşamasında kalındığı kabul edilirse çoğu suçta ceza verilemez. İcraya başlandığı kabul edilirse teşebbüsten sorumluluk doğar. Bu nedenle dosyada hareketin hangi noktada durduğu, kamera kayıtları, tanık anlatımları ve olay yeri tespitleriyle satır satır tartışılır.
Teşebbüste ceza ne kadar iner?
TCK m. 35/2 indirimi ikiye ayırır. Ağır cezalarda kanun doğrudan yeni bir aralık verir:
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
Diğer bütün suçlarda ise verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Yani indirim oranı sabit değildir; mahkemenin takdirindedir.
Kanun bu takdirin ölçüsünü de söyler: meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı. Mağdur hiç zarar görmemişse indirim üst sınıra yaklaşır. Ağır ve kalıcı bir zarar doğmuşsa alt sınıra yaklaşır.
Somut bir örnek: TCK m. 81 uyarınca bir insanı kasten öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil teşebbüs aşamasında kalmışsa ceza on yıldan onsekiz yıla kadar hapse döner. Aradaki fark, mağdurun aldığı yaranın ağırlığına göre sekiz yıla kadar çıkabilir. Konunun ayrıntısını kasten öldürme avukatı sayfasında ele alıyoruz.
Gönüllü vazgeçme neden cezayı ortadan kaldırır?
TCK m. 36 kısa ama etkisi çok büyük bir hükümdür: Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Buradaki mantık şudur: kanun, suç yolundan dönmek isteyen kişiye açık bir kapı bırakır. Kişi bu kapıdan geçerse, teşebbüs cezası tamamen ortadan kalkar. İndirilmez, kaldırılır.
Madde iki ayrı durumu düzenler ve hangisinin uygulanacağı, icra hareketlerinin bitip bitmediğine bağlıdır:
İcra hareketleri henüz sürüyorsa durmak yeterlidir. Kişi hareketine devam etmez ve netice gerçekleşmez. Ekstra bir şey yapması gerekmez.
İcra hareketleri bitmiş ama netice henüz doğmamışsa pasif kalmak yetmez. Bu aşamada kişinin kendi çabasıyla neticeyi önlemesi aranır. Yaraladığı kişiyi hastaneye götürmek, ambulans çağırmak, verdiği zehirli maddeyi çıkartmak gibi aktif bir davranış gerekir. Netice başka bir sebeple, örneğin tesadüfen oradan geçen birinin müdahalesiyle önlenmişse, bu hüküm uygulanmaz.
Vazgeçme "gönüllü" olmak zorundadır
Ölçüt basit bir cümleyle özetlenir: "Yapabilirdim ama istemedim" gönüllüdür; "İstedim ama yapamadım" değildir. Polis sireni duyulduğu için kaçmak, kalabalık toplandığı için durmak, silah tutukluk yaptığı için vazgeçmek gönüllü vazgeçme sayılmaz; bunlar teşebbüs alanında kalır. Vazgeçmenin sebebi ise önemli değildir. Pişmanlık, acıma, vicdan, aile baskısı ya da sonradan fikir değiştirme, hepsi kabul edilebilir. Aranan tek şey, kararın dışarıdan gelen zorlayıcı bir engelin ürünü olmamasıdır.
Vazgeçtim ama zaten zarar vermiştim, ne olur?
TCK m. 36'nın ikinci yarısı tam da bunu düzenler: tamam olan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa, kişi sadece o suçtan cezalandırılır.
En sık karşılaşılan tablo şudur. Bir kişi öldürme kastıyla saldırır, mağduru yaralar, sonra durur ve kendisi hastaneye götürür. Mağdur hayatta kalır. Burada öldürmeye teşebbüsten ceza verilmez. Ancak gerçekleşmiş olan yaralama ortadan kalkmaz. Kişi TCK m. 86 uyarınca kasten yaralamadan sorumlu tutulur.
Kasten yaralamanın temel cezası m. 86/1'e göre bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir. Etki basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifse, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur (m. 86/2). Fiil silahla, üstsoya, altsoya, eşe ya da kardeşe karşı gibi m. 86/3'te sayılan hâllerde işlenmişse şikâyet aranmaz ve ceza yarı oranında artırılır.
Yani gönüllü vazgeçme sorumluluğu tamamen silmez, dosyanın adını değiştirir. On yıldan başlayan bir yargılama, yaralama dosyasına döner. Ayrıntılar için kasten yaralama avukatı sayfasına ve kasten yaralama cezası yazısına bakabilirsiniz.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık aynı şey mi?
Hayır, sık karıştırılır ama farklıdır. Aradaki ayrım zamanlamadadır.
Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan önce devreye girer. Netice henüz gerçekleşmemiştir ve kişi onun gerçekleşmesini engeller. Sonucu teşebbüsten cezasızlıktır.
Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra gündeme gelir. Zarar doğmuştur; kişi sonradan pişman olur, zararı giderir, iade eder ya da bilgi verir. Etkin pişmanlık genel bir kural değildir, sadece kanunda açıkça öngörüldüğü suçlarda uygulanır ve kural olarak cezayı kaldırmaz, indirir. Bu konuyu etkin pişmanlık ve iade yazısında ayrıca anlattık.
Kısaca: hırsız çantayı almadan vazgeçerse gönüllü vazgeçme, aldıktan sonra geri verirse etkin pişmanlık tartışılır.
Dosyada bu tartışma nasıl yürütülür?
İddianamede "teşebbüs" yazması nihai bir tespit değildir. Nitelendirme kovuşturma boyunca tartışılabilir ve mahkeme kendi değerlendirmesiyle değiştirebilir. Savunmanın yöneldiği başlıklar genellikle şunlardır.
Kastın belirlenmesi. En kritik nokta budur. Aynı olay, öldürme kastı kabul edilirse öldürmeye teşebbüs, yaralama kastı kabul edilirse tamamlanmış yaralama olarak nitelenir. Darbe sayısı, vurulan bölge, kullanılan aletin niteliği, aradaki mesafe, olayın devam edip etmediği, taraflar arasında husumet bulunup bulunmadığı ve failin hareketi neden bıraktığı bu tartışmanın verileridir.
Durmanın sebebi. Kişi kendi iradesiyle mi durdu, yoksa engellendi mi? Kamera kayıtları, tanık anlatımları, olay yerine gelenlerin ifadeleri ve zaman çizelgesi bu soruyu cevaplar. Failin mağduru hastaneye kendisinin götürmesi, ambulansı kendisinin çağırması, ilk yardım yapması dosyada somut karşılığı olan davranışlardır ve kayıt altına alınmaları önemlidir.
Elverişlilik ve tehlikenin ağırlığı. Teşebbüste indirim oranı doğrudan meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına bağlı olduğundan, adli rapor ve doktor değerlendirmesi cezayı doğrudan etkiler.
Bir noktanın altını çizmek gerekir. Olaya birden fazla kişi katılmışsa, bir kişinin vazgeçmesi diğerlerini kendiliğinden kurtarmaz; iştirak hâlinde durum kanunda ayrıca düzenlenmiştir ve her fail bakımından ayrı değerlendirme yapılır.
Bu tartışmaların çoğu ilk ifadede kurulan cümlelerle şekillenir. Anlatım yapmadan önce ifade ve sorgu sayfasındaki noktalara göz atmanızı öneriyoruz.
Sık sorulan sorular
Teşebbüs hâlinde ceza ne kadar indirilir?
TCK m. 35/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer bütün suçlarda verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Oran sabit değildir; mahkeme meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre belirler.
Gönüllü vazgeçen kişi hiç ceza almaz mı?
Teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ancak TCK m. 36'nın devamı gereği, o ana kadar tamam olan kısım esasen bir suç oluşturuyorsa sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Örneğin öldürmeye yönelik icra hareketlerinden vazgeçen ancak mağduru yaralamış olan kişi, öldürmeye teşebbüsten değil, gerçekleşmiş olan kasten yaralamadan sorumlu olur.
Polis geldiği için kaçtım, bu gönüllü vazgeçme sayılır mı?
Hayır. Gönüllü vazgeçmede kararın dışarıdan gelen zorlayıcı bir engelin sonucu olmaması gerekir. Polisin gelmesi, kalabalığın toplanması, mağdurun kaçması ya da silahın tutukluk yapması dış engeldir ve bu hâller TCK m. 35'teki "elinde olmayan nedenlerle tamamlayamama" kapsamında kalır. Ölçüt şudur: yapabilecekken istememek gönüllüdür, istemesine rağmen yapamamak değildir.
Hazırlık hareketleri de cezalandırılır mı?
Kural olarak hayır. Teşebbüsten sorumluluk için TCK m. 35/1 uyarınca elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlanmış olması gerekir. Hazırlık aşamasında kalınmışsa teşebbüs oluşmaz. Ancak bazı hazırlık nitelikli davranışlar kanunda bağımsız birer suç olarak ayrıca düzenlenmiş olabilir; bu durumda sorumluluk teşebbüsten değil, o bağımsız suçtan doğar.
Gönüllü vazgeçme ile etkin pişmanlık arasındaki fark nedir?
Zamanlama farklıdır. Gönüllü vazgeçme suç tamamlanmadan önce devreye girer ve TCK m. 36 uyarınca teşebbüsten cezalandırılmama sonucunu doğurur. Etkin pişmanlık ise suç tamamlandıktan sonra gündeme gelir, sadece kanunda açıkça öngörülen suçlarda uygulanır ve kural olarak cezayı kaldırmaz, indirir.
İlgili yazılar ve sayfalar
Bunlar da işinize yarayabilir
Kasten öldürme avukatı
Öldürmeye teşebbüs iddiası varsa dosya buraya gelir: kastın belirlenmesi, ağır ceza süreci ve savunma.
Sayfaya gitKasten yaralama avukatı
Vazgeçme kabul edilirse dosya çoğu zaman yaralamaya döner. Adli rapor, nitelikli hâller ve uzlaştırma.
Sayfaya gitEtkin pişmanlık ve iade
Suç tamamlandıktan sonraki pişmanlık: hangi suçlarda uygulanır, cezayı ne kadar indirir.
Yazıyı okuKasten öldürme cezası
TCK 81 ve 82: temel ceza, nitelikli hâller ve teşebbüsün cezaya etkisi.
Yazıyı okuOlası kast ve bilinçli taksir
Teşebbüs kast gerektirir. Kastın sınırının nerede çizildiğini bu yazıda anlatıyoruz.
Yazıyı okuİfade ve sorgu
Durmanın sebebi ilk ifadede kurulur. Hazırlık, susma hakkı ve tutanağı okuma.
Sayfaya gitDosyanızı konuşalım
Elinizde bir iddianame, bir adli rapor ya da sadece bir ifade davetiyesi olabilir. Dosyanın teşebbüs mü, gönüllü vazgeçme mi yoksa tamamlanmış bir suç olarak mı kurulduğunu ve hangi delilin bunu değiştirebileceğini birlikte netleştirelim.